• https://www.facebook.com/malatyaegitim1/
    • https://twitter.com/malatyaegitim

    Malatya Eğitim Platformu

    www.malatyaegitim.com

    Matematik Ar-Ge

    ÇOCUĞUM YEMEK YEMİYOR

    annebabaokulu.net



    ÇOCUĞUM YEMEK YEMİYOR, NE YAPMALIYIZ?

    “Beklemelisiniz…”

    Aileler bu cevaptan nefret eder. Fakat inanın, bazen, cevap bu kadar basit olabilir. Bir çocuğun karşısında 5 kişi her türlü sahne sanatını beceriksizce sergilemeye çalışırken, o çocuğun yemek yemesini beklemek büyük haksızlık. İnsan çok temel bir ihtiyacını karşılarken, bu kadar çok uyarana ne gerek var?

    TACİZ BEBEKLİKTEN BAŞLAR.
    TACİZ BESLENMEDEN BAŞLAR.

    Hal böyleyken, bu toplumda sağlıklı bireyler olmasını beklemeyelim. Bir kadını, elinde küçük bir tatlı kaşığıyla, minicik bir bebeği ağlatarak, bağırtarak, yanaklarını sıkarak, kafasını mama sandalyesine bastırarak yemek yedirmeye çalışırken gördüğümüzde, çoğunlukla aklımıza gelen, annenin yaşadığı çaresizliktir.

    Peki, bebek? Ağzına kepçe kadar büyük gelen bir metal parçasıyla, bedenine zorla müdahale eden kadına nasıl baş kaldırabilir? Acısını, ızdırabını nasıl ifade edebilir?

    TACİZ ANNE, BABA, ÇOCUK ÜÇGENİNDE BAŞLAR.

    Kızmayın. Gerçek bu. Ben psikolojiyi böyle ele alacağım. Basit, alışkanlıktan farkına varamadığımız, küçücük konular var ya… Onlar yüzünden batacağız. Bu da benim mücadele şeklim. Bildiğimi, gördüğümü, fark ettiğimi anlatmanın, bir vatandaşlık görevi olduğunu düşünüyorum. Her meseleyi ortasından ele alıyoruz. Sürekli siyasetçileri suçluyoruz. Biz neyiz ki, siyasetçimiz ne olsun? Biz kimsek, bizden çıkan da o kadar oluyor işte. Tohum bu, toprak bu… Eksek, biçsek ne olur?

    ÇOCUK BEDENİME DOKUNMA!

    İçeriği destekliyorum. Ama slogan yanlış, beden ve dokunmak bir araya geldi. Hani sevmek dokunmaktı. İzninizle bu konuyu daha sonra “Yanlış Sloganlar” başlığı ile ele almak istiyorum. Ayrıca muhatabı da belli değil. İlk muhatabı annedir, babadır, bakıcı teyzedir, abladır, abidir.

    “ANNE, O KOCA KAŞIĞI AĞZIMA ZORLA SOKMA!”

    “Ancak bu şekilde bedenime müdahalenin yanlış olduğunu anlayabilirim. Ancak bu şekilde ‘tacize dur’ demeyi öğrenebilirim. Önce senden öğrenebilirim. Sen bana nasıl davranırsan, ben ancak ‘o’ olabilirim.”

    ZÜRAFA AİLESİ

    2008 yılından bir fotoğraf. Henüz 2 yaşındaydı, yemek yemiyormuş. Çırpı bacaklarıyla, koşar adım yanıma geldi. Elimi uzattım, kendimi tanıttım, oyun odasına davet ettim. Anne, baba, anneanne, babaanne… Koro halinde, “Hadi teyzeye git,” “Ben de gelirim, biz de geliriz, korkma!” “Bak oyun odası da varmış…” “Aman da ne güzelmiş…”

    İZİN VERİN, LÜTFEN ÇOCUKLARINIZA İZİN VERİN.

    Düşünmelerine, karar vermelerine ve harekete geçmelerine izin verin. Her adımı onun yerine siz atarsanız, o nasıl yürüyecek? Yürüdü. Nereye gidecek? Sonra yol bitiyor, ömür geçiyor, insanlar ancak anlıyor ki, yürüdükleri yol kendi yolları değilmiş. Çünkü karar vermelerine izin vermediniz.

    Önce ailesine baktı, sonra döndü bana baktı, “Benimle gelmek ister misin?” dedim. “Hayır,” dedi, doğal olarak. “Peki,” dedim ben de. “O zaman ben içeriye geçiyorum, sen kararını değiştirirsen, gelip bana haber verirsin.” Beş dakika sonra “Deyzeee,” diye bağırdı koridorda. Elimi uzattım, tuttu! Birlikte oyun odasına geçtik, oyuncak seçtik;

    DÖRT ZÜRAFA, BİR TENCERE…

    Bekleyin! Acıkan bir bebek zürafa kafasını tencereye sokar. Ama lütfen bekleyin. Beklemediğiniz her durumda, çocuğunuza zarar veriyorsunuz. Beklemediğiniz her durumda, onu tacizcinin karşısında bir kurban haline getiriyorsunuz. Zorlanmanın diktatörlük belirtisi olduğunu öğrenemiyor. Çünkü annesi, babası, anneannesi ve babaannesi sırayla onu sürekli zorladı.
    Elinde bir tek silah vardı, o da direnmek!

    ÇOCUĞUNUZUN BİR BESLENME SORUNU YOK, O BİR DİRENİŞÇİ!
    HAYATA, TACİZE, ZORBALIĞA DİRENİYOR!

    On beş, 16, 17 yaşındaki çocuklar, bilgisayar başından kalkıp, biber gazına koştular. Evet, arkalarında provakatörler vardı! Onları yemek yemeye zorlayan anneler başı çekti. Mesele siyasal değil, mesele son derece toplumsal ve kültürel.

    ÇOCUĞUNUZUN BİR BESLENME SORUNU YOK, O BİREY OLMAK İSTİYOR!

    Lütfen onunla birlikte masaya oturun, kendinizden önce onu doyurmayın. Mama sandalyesini masaya yanaştırın ve sizinle birlikte yemek yemesine izin verin.

    Sizden iki şey istiyor, ikisini de anlayamamışsınız;

    1. “Zorlamazsan yerim,” diyor.
    2. “Ben bebek değilim, büyüdüm, birlikte yiyelim,” diyor.

    YOKSA BİR DİRENİŞÇİDEN, BİR KURBAN ya da BİR DİKTATÖR YARATMAK AN MESELESİDİR!
    Sevgi ve saygılarımızla,
    Şebnem Kartal
    Sosyal Psikolog – Psikoterapist - Yazar

    Yorumlar - Yorum Yaz


    Üyelik Girişi
    Fotoğraf
    Site Haritası
    Translate