• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/annebabaokulu

Malatya Eğitim Portalı

Malatya Eğitim ve Kültür Haberleri

Yaşam Boyu Eğitim

Eğitim ve öğretim üzerine düşünceler

malatyaegitim.com

Edebiyat Köşesi / Murat Tekineş

Eğitim-üzerine-düşünceler

Eğitim ve öğretim üzerine düşünceler


Eğitim üzerine yapılan ilk yanlışlık; aile içi eğitimini tamamlamadan çocukları altı yaşını doldurdukları yıl (şimdilerde beş yaşında anaokulu da girdi sisteme) okula verip alın bunu eğitin, bir şeyler öğretin demektir. Kafası altı yaşına kadar her türlü safsatayla, bozuk Türkçe ile, geleneksellik adı altında ve çocuğun gözü önünde hatta gözünün içine baka baka yapılan yanlış yönlendirmelerle doldurulacak? Ondan sonra alın bunu eğitin öğretin! Öyle mi?..

Biraz açalım mı bu tezi; Yanlış daha evde  başlıyor. Yanlış oyun yönlendirmeleri de bunun başında geliyor. Mesela; kız çocuklar hep bebeklerle, tencere tava setleriyle, makyaj ve saç bakım setleriyle, sek sek oyunlarıyla, dikiş nakış setleriyle vb. oynamaya (kız kıza tabii ki)... Erkek çocuklarda kovboyculuk, tamircilik, şoförlük, bilgisayarda şiddet oyunları, polislik, askercilik oynamaya (tabii ki bu da erkek erkeğe) yönlendiriliyorlar...

Bu yöneltim ve yanlış yönlendirmeler, ebeveyn ve diğer büyükler tarafından tabularla daha da kazınıyor o saf beyinlere, taze dimağlara... Vizyonları sınırlanmış, ufukları kapatılmış, bol misyonlu ve de tabulu ve eksik bir ön eğitimle gönderiliyorlar okullara, ondan sonra gelsin başarı? Nah gelir o beklediğin başarı! Sen başarılımısın ki çocuğun olsun? Tabi ki bu durumda suçlanacak yegane isim öncelikle öğretmen olacak, sonra sırasıyla okul yönetimi ve de sistem olacaktır! Kardeşim senin eğitim sistemini kuran yönlendiren insanlar da aynı tedristen geçmediler mi? Onlar Ay'dan mı geldiler yoksa? Onların da bir çoğunu senin gibi kız çocuklarını okula göndermeyen tabulu zihniyetler doğurup büyütmedi mi? Yoksa ben mi yanılıyorum?..

İleri zamanlar da kız ve erkek öğrenci sınıfları ayrılırsa hiç şaşmamak gerekir? Çünkü bu tabu fabrikaları hala üretime devam ediyorlar?..

Bence çözüm olarak; Her mahallede bir milyarder (eskiden milyonerdi) yaratmaktansa, şehirlerde her mahalleden köylerde ve kırsal yerleşim yerlerinin de her birinden bir veya birkaç profesör, öğretmen, yazar, hukukçu vb çıkarmak gibi daha az popülist bir yaklaşımla ve oy kaygısı olmadan meydanlarda nutuk atabilecek yöneticiler yetiştirdiğimiz vakit eğitim olayını çözebiliriz derim naçizane... 


Yukarıda bahsettiğimiz her mahalle veya köyden profesör, öğretmen, yazar vb. çıkarma projesi bu ülkede bu verimli topraklarda daha önce denenmemiş bir yöntem değildi ki? Hani kız ve erkek sınıflarını ayırabilecek tabu fabrikalarından bahsetmiştik ya, işte bu zihniyetler tarafından son verildi bu projeye... Yoksa yanılıyor muyum?

TONGUÇ VE ENSTİTÜLERİ KİTABINDAN BİR ALINTI; ''Müdürler Enstitüleri kurmaya giderken ellerine alışılmış birer ''müfredat programı'' tutuşturulmadı. Ama köyleri canlandırmanın ''programı'' sayılacak 3803 sayılı yasa yanlarındaydı. Orada her şey vardı. Bu yasanın özünü kavramadan, kısa ve uzun sürede yapılacak işleri anlamadan Enstitü Müdürü olunamazdı. ''Cahillikle savaşa'' çıkılıyordu. Uzun süreli bir ''Seferberlik hali''ydi bu.

Türkiye'nin temel eğitim ve ''Köyde eğitim'' politikasını uygulamaya geçirme ve programını yaratma yetkisi ellerine teslim edilmişti. Yapılan planlamaya göre, 1955'te tüm köyler okula, öğretmene, sağlıkçı ebe ve tarımcıya kavuşmuş olacaktı. Köylerde ekonomik, sosyal, kültürel ve siyasal iyileşme ve bilinç başlayacaktı.'' Maalesef 1954 yılında bu güzel ve ulusal aydınlanma piyesinin son perdesi'ni de kapattılar...

NOT: Daha sonra bu ansiklopedi niteliğindeki Pakize Türkoğlu'nun kitabı ile ilgili çalışma yapıp sizlerle paylaşmak istiyorum...

Sevgi dileklerimle...
Murat TEKİNEŞ

Yorumlar - Yorum Yaz


Site Haritası